Bir halının üzerinde yürürken çoğu zaman düşünmeyiz: bu desen buraya nasıl geldi? Oysa her düğümün arkasında aylar süren bir sabır var. İç Karadeniz’de dokuma hâlâ o sabrı yaşatıyor.
Tezgâhın başına oturan çoğu zaman bir kadın. İpi seçiyor, rengi karıştırıyor, deseni aklında kuruyor. Sonra düğüm düğüm, gün gün, o desen tezgâhta büyümeye başlıyor.
Her desende bir dil
İlginç olan şu: bu desenler rastgele değil. Kimi bereketi, kimi korunmayı, kimi bir dileği anlatıyor. Yani bir halı aslında sessiz bir mektup; okumasını bilene çok şey söylüyor.
Ne var ki bu emek çoğu zaman hak ettiği değeri görmüyor. Makine dokuması ucuz, el dokuması pahalı geliyor. Oysa birinde saatlerin, öbüründe ayların emeği var.
Değerini bilmek
Bir el dokumasına dokunduğunuzda aslında bir insanın zamanına dokunuyorsunuz. Belki bu yüzden evine yöresel bir dokuma alan kişi onu kolay kolay atmıyor.
Çünkü o artık sadece bir eşya değil; içinde bir ustanın nefesi olan bir hikâye.