Bir türkü dinlerken neden bazen boğazımız düğümlenir? Sözlerini belki ilk kez duyuyoruzdur ama içimizde bir yerlere dokunur. İç Karadeniz türküleri de tam böyle.
Bu türküler laboratuvarda yazılmadı. Tarlada, yolda, ayrılıkta, sevdada doğdu. Bir gurbetçinin özlemi, bir annenin bekleyişi, bir çobanın yalnızlığı… hepsi bir ezgiye dönüştü.
Söz, yaşanmışlıktan gelir
İşte bu yüzden gerçek geliyorlar. Çünkü uydurma değiller; birinin başından geçmiş. Belki adını bilmediğimiz biri yıllar önce dizini dövüp o sözleri söyledi ve türkü ağızdan ağıza bugüne ulaştı.
Bir de o sazın sesi var. Tek başına bile bir hikâye anlatıyor; bazen söze bile gerek kalmıyor. İnsan sadece dinliyor ve anlıyor.
Yaşatmak, dinlemekle başlar
Bu mirası korumanın yolu karmaşık değil. Ara sıra bir yöresel türkü açmak, sözlerine kulak vermek yeter. Çünkü dinlenen türkü yaşar, unutulan susar.
Bir akşam vakti ışıkları kısıp bir türkü açın. Göreceksiniz, o ezgi sizi hiç gitmediğiniz bir köyün akşamına götürecek.