Bir bakırcının tezgâhının önünde durup onu izlediniz mi hiç? Çekiç iner kalkar, ses bütün çarşıyı doldurur ve düz bir levha yavaş yavaş bir sahana dönüşür. İnsan büyüleniyor.
Yöremizin el sanatları, hızın çağında sabrı hatırlatıyor. Burada hiçbir şey bir dakikada olmuyor; her parça saatlerin, bazen günlerin emeği.
Makine değil, el
Bakırın dövülmesi, ipliğin dokunması, ahşabın oyulması… Hepsinde ortak bir şey var: usta ellerin bıraktığı iz. İki parça asla birbirinin tıpatıp aynısı olmuyor ve işin güzelliği tam da burada.
Ne yazık ki bu zanaatlar giderek azalıyor. Genç nesil çoğu zaman başka işlere yöneliyor, tezgâhlar birer birer sessizleşiyor. Oysa her kapanan tezgâhla birlikte bir bilgi de kayboluyor.
Yaşatmak elimizde
Bu yüzden bir hediyelik alırken yöresel bir el emeğini seçmek göründüğünden daha anlamlı. Hem bir ustanın ekmeğine dokunuyorsunuz hem de bir geleneğin ömrünü uzatıyorsunuz.
Bir dahaki sefere çarşıda o çekiç sesini duyarsanız durup bir bakın. İzlemeye değer; çünkü orada kaybolmakta olan bir dünya hâlâ nefes alıyor.